Bu Hafta Vizyona Giren Filmler (23 Eylül 2011)

Son iki haftadır nitelik olarak kuruyan vizyon takvimi hareketlenmeye başladı. 5 filmin seyirciyle buluştuğu bu haftanın programı romantik komedi, aksiyon, korku gibi ticari olarak geniş bir yelpazeye hitap ederken sinefiller gözlerini Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filmine diktiler. Cannes Film Festivali’nden ödülle dönen film bizim de bu hafta için seçimimiz.

Bir Zamanlar Anadolu’da
[xrr rating=4.5/5]
Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan

Senaryo: Ebru Ceylan, Nuri Bilge Ceylan, Ercan Kesal

Oyuncular: Muhammet Uzuner, Yılmaz Erdoğan, Taner Birsel, Ahmet Mümtaz Taylan, Fırat Tanış, Ercan Kesal

Yapım: 2011, Türkiye / Bosna Hersek, 150 dk.

Bir Zamanlar Anadolu’da, bir cinayet sonrasında, gece yarısı olay yerini tespit için göreve çıkan bir ekibin hikâyesi esasen. Bu ekibin başını Savcı Nusret (Taner Birsel), Komiser Naci (Yılmaz Erdoğan) ve Doktor Cemal (Muhammet Uzuner) çekiyor. Saatler ilerliyor ama cinayet zanlısı Kenan (Fırat Tanış) olay yerini bir türlü gösteremiyor. Haliyle sinirler de iyice geriliyor… Sadece bir gece ve sabahını anlatıyor film.

İlk defa bu kadar iyi çizilmiş karakterle karşı karşıyayız NBC sinemasında bana kalırsa. Her bir karakter çok derin, ayrıksı ve bu karakterlerin birbirine bağları çok iyi kurgulanmış. NBC, uzun planlarla natürel bir görüntü elde etme yöntemini Uzak’tan itibaren uygulamamaya başladı. Fotografik, durum aktarımından kopan yönetmen sinema dilinde de, artık mecbur olduğu yeniliğe kapıları açmış oldu. Yine uzun planlar var bu filmde, ancak bu sefer gayet başarılı diyaloglarla desteklenmiş bu uzun planlar.

Biraz uzun olmasına rağmen, anaakım izleyiciyi dahi sıkmayacak bir film Bir Zamanlar Anadolu’da. Polisiye bir hikâye, bu türün öğeleri bolca mevcut, abartıp bir polisiye film bile diyebiliriz belki. Son tahlilde NBC’nin daha geniş kitlelere seslenebileceği yeni bir sinema dilinin inşasının son hali karşımızdaki. NBC’nin de en iyi filmi olduğunu rahatlıkla söylenebilir. Mutlaka deneyimlenmesi gereken bir seyirlik.

[Ercan Dalkılıç]

Arkadaştan Öte
Friends With Benefits

[xrr rating=2.5/5]
Yönetmen: Will Gluck

Senaryo: Keith Merryman, David A. Newman, Will Gluck, Harley Peyton

Oyuncular: Mila Kunis, Justin Timberlake

Yapım: 2011, ABD, 109 dk.

Sanat yönetmeni Dylan (Justin Timberlake) ile insan kaynakları sorumlusu Jamie (Mila Kunis)’in yolu, dünyaca ünlü GQ dergisinin Dylan’ı işe almak için Jamie’yi görevlendirmesiyle kesişir. Jamie, Los Angeles’tan ayrılıp New York’un korkutucu dünyasında yaşamakta tereddüt eden Dylan’ı ikna ederken aralarında bir arkadaşlık başlar. Son ilişkileri kötü sonlanmış bu iki insan, duygusal çalkantılardan ve sorumluluğun yüklerinden uzak kalarak cinsel ihtiyaçlarını gidermek için birlikteliklerini “yatak arkadaşlığı”na dönüştürmeye karar verirler.

Siyah Kuğu (Black Swan, 2010)‘da birbirlerine tezat kararkterde iki balerini canlandıran Natalie Portman ve Mila Kunis, bu sene birbirlerine benzer iki romantik komedi ile karşımıza geldiler. Portman‘ın rol aldığı Bağlanmak Yok (No Strings Attached, 2011)‘ta ve Kunis‘in oynadığı Arkadaştan Öte filminde hayalkırıklıklarını, çatışmaları, “öteki”nin yükünü bahane ederek duygusal ilişkilerden kaçan, cinselliği de temel bir ihtiyaç haline getirmeye çalışan modern kent insanları konu ediliyor. Ancak insan biraz da “duygusal hayvan” olduğu için planlar tutmuyor.

Fired Up! ve Easy A gibi vasat üstü komedi filmlerine imza atan yönetmen Will Gluck, son filminde romantik film kalıplarıyla dalga geçerken aynı kalıpları kullanan bir yapı kurmuş. Ancak bu bilinçli bir tercih; çünkü beyaz perdedeki tozpembe romantizmi ciddiye almayan pek çok seyircinin için için o hayali yaşamak istediğinin farkında. Bu durumu da karakterlere eğlenceli bir biçimde yansıtmakta başarılı olmuş. Komedi olaraksa Judd Apatow ekolünü hatırlatan, yani hınzır ve terbiyeyi fazla umursamayan yatak sahnelerinin yarattığı beklentiyi filmin tamamına yayamıyor. Sonuç olarak; Arkadaştan Öte, kimi keyifli anlarına rağmen vasat ve seyredilmese de olur bir romantik komedi.

[ Deniz Akhan ]

Mucizeyi Kadınlar Yaratır
I Don’t Know How She Does It

[xrr rating=1.5/5]
Yönetmen: Douglas McGrath

Senaryo: Aline Brosh McKenna (Allison Pearson’ın romanından uyarlama)

Oyuncular: Sarah Jessica Parker, Pierce Brosnan, Greg Kinnear, Christina Hendricks, Kelsey Grammer

Yapım: 2011, ABD, 95 dk.

Truman Capote’nin hayatından bir kesiti anlattığı Infamous (2006) filmiyle dikkatleri çeken yönetmen Douglas McGrath’in son filmi olan Mucizeleri Kadınlar Yaratır, kadınların çalışma hayatında yaşadığı sıkıntılara dikkat çeken bir komedi.

Filmde evli ve iki çocuk annesi olan, aynı zamanda bir finansal yönetim firmasında çalışan Kate Reddy (Sarah Jessica Parker)’nin tüm bunlarla aynı anda başa çıkabilme uğraşını izliyoruz. Film aynı zamanda konuyla ilgili iki ana hakim görüşün mücadelesi şeklinde de özetlenebilir. Kate’in kayınvalidesi, iş arkadaşları (erkekler), hatta çocuğunun okul arkadaşlarının anneleri ve kısmen de kocasının savunduğu görüş, çocuk sahibi olan kadınların çalışmamaları, tüm vakitlerini çocuklarının gelişimine, eğitimine harcamaları gerektiği yönünde. Kate’in ve filmin kendisinin(!) savunduğu modern görüşe göre de çocuk sahibi bir kadın, hem kariyerini hem de çocuklarıyla ilgilenme görevini bir arada götürebilir.

Film, “Çocuk da yaparım, kariyer de” sloganıyla bilinen bu görüşü savunmasına rağmen, bunun mevcut sistemde pek de mümkün olmadığını gösteriyor aslında. Kate, firmasında üstlendiği yeni görevle birlikte işe daha fazla zaman ayırmak zorunda kaldığı için, çocuklarını ve de kocasını ihmal ediyor. Ve nihayetinde iş ve aile arasında bir karar vermek zorunda kalıyor, daha doğrusu zorunda bırakılıyor. Çalışma hayatında çocuk sahibi erkekler için hiçbir sıkıntı olmazken, kadınların bir de evde fazla mesai yapmaları bekleniyor. Bugün çalışmayan kadınların “ev hanımlığı” şeklinde açıkladıkları evde sarfedilen emek, çalışan kadınların da yapmak zorunda oldukları bir iş. Film olayın bu yönünü, kadınların çalışma hayatında yaşadıkları sıkıntıları, erkeklerle aralarındaki eşitsizlikleri eleştirir gibi görünüyor. Ancak filmin ilerleyen bölümlerinde Kate’in içine düştüğü çelişkiyi tatlıya bağlayarak, sorunu görmezden geliyor. Geriye ise kadınlar için mucize yaratmaktan başka seçenek kalmıyor!..

[ Turgay Özçelik ]

Killer Elite
Yönetmen: Gary McKendry

Senaryo: Gary McKendry, Matt Sherring (Ranulph Fiennes’in The Feather Men romanından uyarlama)

Oyuncular: Jason Statham, Clive Owen, Robert De Niro

Yapım: 2011, ABD / Avustralya, 105 dk.

Emekli bir gizli servis ajanının kendisini yetiştiren akıl hocasını kurtarmak için tehlikeli bir maceraya çıkmasını konu alan film, Rambo III kalıbının farklı bir tekrarı olmasından öte, oyuncu kadrosuyla dikkati çekiyor. Jason Statham aksiyon filmlerinin tescilli bir yıldızı zaten. Clive Owen ise iyi bir karakter oyuncusu olarak aksiyon filmlerinde de başarı sağlamış bir isim. Robert De Niro‘yu anlatmaya çalışmanın gereği bile yok.

Filme mesafeyle yaklaşma gereği de Robert De Niro‘nun varlığından kaynaklanıyor. Usta aktörün böylesi bir kadroyla biraraya geldiği neredeyse her aksiyon filmi hayalkırıklığı yarattı. Oyunculuğun dışında ticari ve sanatsal yatırımlarıyla da bilinen De Niro‘nun sermayesini artırmak için bu tür filmlerde yer almaktan gocunmaması önyargımızı haklı çıkarıyor.

Korku Gecesi
Fright Night
Yönetmen: Craig Gillespie

Senaryo: Marti Noxon (Tom Holland’ın aynı isimli filminden uyarlama)

Oyuncular: Anton Yelchin, Colin Farrell, Christopher Mintz-Plasse, David Tennant, Toni Collette

Yapım: 2011, ABD / Hindistan, 106 dk.

80’lerde doruk noktasına ulaşan korku/komedi filmlerinin genel seyirci tarafından az bilinen, ama türün takipçileri arasında oldukça popüler bir örneğidir Fright Night. (Yönetmen Tom Holland daha sonra 1988’de Child’s Play ile türe bir başka kült eser daha armağan etti.) Yeni taşınan komşusunun bir vampir olduğuna kimseyi inandıramayan liseli gencin macerasının, Hollywood’u ele geçiren yeniden çevrim furyasında kendine yer bulması bu nedenle şaşırtıcı değil.

2007 yapımı Lars and the Real Girl ile beğeni toplayan Craig Gillespie‘nin yönettiği yeni versiyonda karizmatik vampiri Colin Farrell canlandırırken, film 3D özelliği ile kendini bir başka furyaya daha teslim ediyor. Yurtdışındaki eleştirmenler filmi orijinalinin ruhsuz bir kopyası olarak yorumlarken, seyirci genel olarak seyrettiğinden memnun kaldı. Can sıkıntısını gidermek için göz atılabilire benziyor.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin