Çizgi roman dünyasının Da Vinci’siydi: Jean Giraud, nam-ı diğer Moebius

Moebius Mart ayında 71 yaşında hayata gözlerini yumdu. Asla unutulmayacağı kesin ünlü çizerin. Ardında bu kadar güzel çizgi romanlar bırakan biri nasıl unutulabilir ki?

 Ege Görgün (Landlord)

1950’li yılların ortasında cebinde üç otuz parayla Amerika’ya gelen 17 yaşındaki Avrupalı genç, başta Flash Gordon olmak üzere Hollywood filmleriyle, Charlie Parker’ın kafası dumanlı caz melodileriyle tanıyıp aşık olduğu ülkeyi otobüsle bir uçtan öbür uca dolaşıyordu. Ancak ferah ve serin veranda ona yetmeyince, arka bahçeye geçecek ve Meksika’da zorlu şartlarında sanat yapmaya çalışan ressamlar ve müzisyenlerle tanışacaktı. Olağanın ve gerçeğin çok üstünde bir deneyimdi onun için. Olağanüstülük, bırakın 17 yaşındaki bir yeniyetmeyi, herhangi bir Avrupalı’yı çarpacak coğrafyanın doğasından ve kültüründen kaynaklanıyordu. Gerçeküstülüğün kaynağı ise yeni sanatçı dostlarının kendisiyle paylaştığı halüsinatif maddelerdi.

Jean Giraud, ya da daha bilindik mahlasıyla Moebius her yetenekli insan gibi bu deneyimlerini yıllar sonra sanatına yansıtacak, 17 yaşında şahit olduklarının ve sınır tanımaz hayalgücünün birleşmesinden türeyen olağanüstülükler, gerçeküstülükler bu kez onun eserlerinden çıkıp milyonları büyülüyecekti.

Fransız-Belçika çizgi roman ekolünün Hagi benzeri 10 numarası olarak nitelendirilebilecek ismi Jean Giraud, Amerika’dan memleketine döner dönmez Far West dergisi için Frank ve Jeremie adlı çizgi romanı çizmeye başladı. Daha 18 yaşındaydı. Beş sene kadar sonra (1961) ünlü western çizgi romanı Jerry Spring’de çırak çizer olmayı başarmıştı. Rüştünü daha da ispat edince de bu kez efsane çizgi roman dergisi Pilote için yazar Jean-Michel Charlier ile birlikte Fort Navajo adlı yeni bir western çizmeye başladı. Okurun beğenisini kazanıp uzun soluklu bir seriye dönüşen bu maceranın karakterlerinden biri gelecekte Giraud’nun en ünlü eseri haline gelecek çizgi roman serisine de adını verecekti: Blueberry. Western çizgi romanların şahikası kabul edilen bu eser Giraud’nun bir yarısını yansıtıyordu. Moebius adını terçih eden diğer yarısı daha çılgın, daha kışkırtıcı ve çok daha fantastik şeyler yaratmak istiyordu. Bu fırsatı üç arkadaşı birlikte kurduğu yayınevinde (Les Humanoïdes Associés) buldu ve Metal Hurlant (Heavy Metal) dergisini çıkarmaya başladı. Alışılmışın dışında işlere ev sahipliği yapan dergi dünya çapında başarı elde etti. 1981’de Incal’ı dünyaya getiren, Marvel için Silver Surfer-Gümüş Kayakçı’yı çizen Moebius sinemaya da transfer olup Alien, Tron. The Fifth Element-Beşinci Element gibi filmler için storyboardlar çizip, set ve kostüm tasarımları yarattı.

Moebius (8 Mayıs 1938 – 10 Mart 2012) Artık aramızda değil. Ancak western’lerden fantazyalara uzanan bir çeşitlilik sergileyen çizgi romanları dünya döndükçe 20. yüzyılın sanat harikaları olarak anılacaklar.

Onun için ne demişlerdi:

“Bana göre Gustave Dore’den bile mühim bir çizer. Benim için Picasso ve Matisse’e eş değer bir bir sanatçı.”
Federico Fellini

“Nausicaa’yı Moebius’un etkis altında yönetmiştim.”
Hayao Miyazaki

“Büyük Moebius bugün öldü ama büyük Moebius hala yaşıyor. Bedeniniz bugün ölür, ama eserleriniz eskisinden daha canlı olarak yaşamaya devam ederler.”
Paulo Coelho

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin