Kayıp Kitaplar Kütüphanesi (1): Drakyola – Kan İçen Adam

Klasikler arasına girmiş bir kitabın dilimize çevrilmesi bazen yıllar sürebiliyor. Özellikle konu ülkemizin yabancı olduğu (?) bir tür olan “korku” olunca çok daha farklı bir durumla karşılaşabiliyoruz. Buna en iyi örnek Bram Stoker’ın Dracula romanıdır, zira kitabın dilimize çevrilmesi 1997 yılında, yani yazılmasının ardından tam bir asır sonra gerçekleşmiştir.

  Fatih Danacı

Hâlbuki tarihimizle yakından ilişkisi olan bir şahsiyetten esinlenen kitap, belki konu olarak olmasa bile tarihsel göndermelerden dolayı bize çok da uzak değildir. İlginçtir ki, Ali Rıza Seyfi bu benzerliği yakalayıp kitabı Türk okurlarına, roman karakterlerini Türkçeleştirerek, mekânları değiştirerek ve sadeleştirerek ulaştırmıştır. Bahsettiğimiz kitap Resimli Ay Matbaası tarafından 1928 yılında basılan Kazıklı Voyvoda adlı kitaptır. Latin harfleri ile de ilk kez 1931 yılında basılmıştır. Çok sonraları ise Drakula İstanbul’da adı altında görsellerle desteklenmiş olarak tekrar yayımlanmıştır.


Korku edebiyatı klasikleri arasına giren ve henüz dilimize çevrilmeyen daha pek çok eser vardır. Bu temel sorunlarımızdan biridir. Bir diğer sorunumuz ise ülkemizin kronikleşmiş sorunlarından olan arşiv kayıtlarının eksik oluşudur. Bu da çoğunlukla bizleri yanlış bilgilendirmeye, daha doğrusu bilgilendirememeye sebep olur. Haliyle kapsamlı araştırmalar için gerekli olan temel dizinin olmayışı ya araştırmacıları bu mecralara yönlendirmez ya da yapılan araştırmaların doğruluğunu zedeler. Bu sebeple araştırmacılar doğru olarak kabul ettiği bilgileri, yıllar sonra eksik ya da hatalı olabildiğine tanıklık edebilir.

Fantastik Türk Edebiyatı üzerine Ankara’daki Milli Kütüphane’de yaptığım araştırmalar esnasında hiç beklemediğim bir kitapla karşılaştım. Kitabı temin ederek okumaya başladım. Kitabın adı Drakyola Kan İçen Adam‘dı ve doğru bildiğim bir gerçeği değiştirdi.


Kitap, 1940 yılında Güven Basımevi tarafından “Heyecanlı-Meraklı-Macera Romanları” serisi içinde basılmış. Stoker’ın Dracula romanına dayanan bu kitabın çevirisi ise Selami Münir Yurdatap tarafından yapılmış. İlk başta kitabın tamamının çevrildiğini düşünüp heyecanlandım. Ancak 400 küsur sayfalık eserin on paralık roman (dime novel) formatına dönüştürülüp 16 sayfada özetlendiğini görünce yersiz bir heyecana kapıldığımı anladım. Her ne kadar Cumhuriyet sonrası fantastik edebiyatımız içinde değerlendirilebilecek telif bir kitap olmasa da dönemin çoğunlukla haftalık ya da 15 günde bir yayımlanan on paralık yayıncılığının bir ürünü olması ile önem arz etmektedir.

İki bölüme indirgenen kitabın (fasikülün demek daha doğru olur) ilk bölümü Karpatlar’da geçiyor. İkinci bölüm ise Dracula’nın (kitaptaki adıyla Drakyola’nın) İngiltere’ye gelmesini, daha sonra da hançer ile öldürülmesini anlatıyor. Fasikül bir nefeste okunuyor ve hızlı temposu ile o yılların okuruna uygun hale getiriliyor.

Ulaşabildiğim edisyonda kitabın kapağı maalesef yok. Ancak yedinci sayfadaki dip not kitabın kapak resminin; kontun, şatonun duvarlarından indiği bölüme (ki romanın klasikleşmiş sahnelerinden biridir) atıfta bulunduğunu söylüyor: …Kont Drakyola sokağa kapıdan değil, pencereden ve âdeta bir fare gibi başı aşağıya, ellerile duvarları tutunarak iniyordu[*]. [*] Kapaktaki resme bakınız.

Eser, romanın en bilindik bölümlerini kapsıyor ve hızlı bir şekilde özetliyor. Yetişkin okurlar için basıldığı aşikar olan kitabın ilk sayfasında ise alıntı olduğu belirtiliyor: Akıllara hayret veren bu esrarengiz ve korkunç roman meşhur İngiliz muhabiri B.STOKER’ın eserinden iktibas edilmiştir.

Çevirileri ile dilimize pek çok kitap kazandıran Selami Münir Yurdatap, Stoker’ın klasik eserini kendi tarzıyla bizlere yıllar önce kazandırmış ve bir ilk gerçekleştirmiştir. Bilindiği üzere Yurdatap 1001 Gece Masalları‘nı da dilimize çevirmiş ve en geniş baskılarından birinin yapılmasına vesile olmuştur. Yazar ve çevirmen kimliği ile ülkemizde “tür” edebiyatının genişlemesine de katkısı olan Yurdatap’ın Drakyola Kan İçen Adam kitabı, ülkemizde keşfedilmeyi bekleyen daha nice kitaplar olduğu gerçeğini bir kez daha göstermektedir.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin