Emrah Ablak: “Güzel çizgi güzel kadın gibidir, baktırır!”

Uykusuz çizeri Emrah Ablak’ın Lombak dergisinde başladığı güldürülü-macera türündeki çizgi roman serisi Tübitak 2005 yılında kitap haline gelmişti. Mürekkep Yayınları’ndan yeni çıkan Saklı Düşman ise Tübitak’ta görevli Profesör Azmi Cankuş ile kurumun müstahdemi Bayram Efendi’nin bugüne dek yayımlanmayan bir macerasını içeriyor. Emrah Ablak’ı sorularımla abluka altına aldım.

 Ege Görgün (Landlord)

Tübitak’ın arka planındaki coğrafi ve kültürel ayrıntılar bu hikayenin öyle bir sökünde değil, meşşakatli bir araştırma sürecinin sonunda ortaya çıktığı izlenimi uyandırıyor.

Bir dönem motosikletle Ortadoğu’yu gezdim. Derdim bir yandan gezip bir yandan da gezdiğim yerleri çizerek anlatmaktı. Ama motor disiplininde (özellikle kış aylarında) günün sonunda bir şeyler çizmek neredeyse imkansız oluyor. Ben de bu gezileri, Tübitak çizgiromanının içine yedirmeye karar verdim.

Hikayenizdekine benzer ama dillerde gezine gezine artık çok da ciddiye alınmayan türden milli komplo teorileri – topraklarımızda petrol olduğu ama çıkarmamıza izin verilmediği, intihar eden bilim adamlarımızın dış güçlerin kurbanı olduğu gibi- konusunda düşünceniz, yaklaşımınız nedir?

Aslında intihar eden bilim adamları için geçenlerde intihar süsü verilmiş cinayet diye rapor yazıldı. Dış güç diye bir şeye inanıyorum ama onlar bizi engelleyeli zaten 100 yıl olmuş. Öte yandan “gelin bizde gaz var işte raporlar” diye çağırdık Amerikalıyı, günlüğü 1,5 milyon dolarlık cihazlarla araştırma yaptılar. 1 sene 2 sene, sonra üçün biri çıktı. Adamlara yalan söylemiş gibi olduk. Kim yazdıysa o raporları… Karadeniz gazı hayal oldu. Devir öyle bi devir ki, “yüzde yüz yerli araba yapalım ” diyoruz “yüzde yüz yerli olursa hiç ekonomik olmaz ” diyorlar…

Tübitak’ı okuduktan sonra size “Bunu film yapsana sen?” diyenlere kızıyor muşsunuz diye duydum. Neden?

Sinemacı olurdum o zaman. Niye masa başında kamburum çıktı boşuna. Bir de bunu övgü sözcüğü gibi kullanıyorlar.

İnsanlarda bu duyguyu uyandıran ne sizce?

Çizgi roman kültüründen uzak oluşları. 12 eylülden sonra TRT’de “çocuklarınıza çizgiroman okutmayın” kampanyası başlatıldı. 90’larda bu Ayşe Özgün’le devam etti. O da Lemanyak çizgiroman dergisini sallıyordu ekranlarda “çocuklarınıza okutmayın” diye…İlk defa Ak Parti hükümeti mecliste “çocuklarımıza tarih bilincini çizgi romanlarla çizgi filmlerle vermeliyiz” diyerek çizgi romana bi anlamda sahip çıkan tek parti oldu..

En sevdiğiniz 5 çizgi roman?

Suat Gönülay’dan Vakur Barut; İlban Ertem’den Vicdan; Kemal Aratan’dan İstedikleri Yere Gidenler; Mister No, Ken Parker, Tenten

Sizce bir çizgi romanı okutan ya da onu iyi bir çigi roman yapan şey çizgisi midir, hikayesi mi?

Güzel çizgi güzel kadın gibidir, baktırır. E bu kadının bir de muhabbeti güzelse…

Çizgi romanın sektörleşmediği, hatta çok tüketilmediği Türkiye’de çizgi romancı olmak zaman zaman usandırıcı oluyor mu?

Çocukluğumda herkes çizgi roman okurdu. Şimdi okumuyorlar. Ama her an yine okuyabilirler. Geliyor gidiyor kafalar. Ben işime bakıyorum

Tübitak’ta güncel gerçeklere çok uyulmasa da gerçekçi bir yan var. Absürtlükler o gerçekçi havaya karışıyor ve göze batmıyor. Bir tek boğanın kahramanlarımızı trenin üstünde kovalaması hariç. Oradaki karikatürizasyon hikayenin genel havasıyla çatışıyor gibi geldi bana.

O boğa oraya çocuklar için çıktı. Yetişkinlik elbisesini askıya asıp çizgi roman başına oturan çocuklar için…

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin