İstanbul’dan Venedik’e bir Gölge’nin peşinde…

mehmet güreliters ninja

Müzisyen, ressam, yazar, yayıncı, yönetmen Mehmet Güreli ilk uzun metrajlı filmini çekti. Ünlü yazar Peyami Safa’nın romanından uyarlanan Gölge başarılı bir edebiyat uyarlaması.


Mehmet Güreli benim için kanıksanmış bir İstanbul suretidir. 90’larda, taşradan büyük şehre gelen genç hissiyatı hala üzerinde ve kitaplara aşık bir üniversite öğrencisiyken kanıksadığım bir suret.

Beyoğlu o zamanlar çoğu üniversiteli gibi benim için de özgürlüğü, eğlenceyi ve kültürü temsil eden kocaman bir adaydı, daha doğrusu irili ufaklı bir sürü başka adadan oluşan bir adalar topluluğuydu. Bu adaları birer birer keşfetmek en büyük keyfimdi. En büyük keşfim Robinson Crusoe adlı bir kitapçı olmuştu. İsim hrikaydı, tam da bir adaya yakışır cinsten. İçeri girmemin ardından buranın, bırakın çevrilmesini, daha Türkiye’de adı bile bilinmeyen bir sürü kitabın bulunduğu sıradışı bir kitapçı olduğunu anladım. Ve taşıdığı ismi nereden aldığını da… Robinson Crusoe canıyla, kanıyla, sakalıyla karşımdaydı işte. Yıllarca kim olduğunu bilmeden bir sürü kitap ve çizgi roman aldım Beyoğlu adasının Robinson Crusoe’sundan.

Üstünden yıllar geçti, Robinson Crusoe’nun adının aslında Mehmet Güreli olduğunu öğrendim. Rönesans Adamı dedikleri cinstenden bir adamdı. Müzisyenliğin, ressamlığın yanı sıra fotoğraf çekiyor, yazı yazıp, yayıncılık yapıyor ve üstüne bir de belgesel çekiyordu. Fikir babası olduğu, isminden içindekilere kadar projelendirdiği kitapçıdan ayrılmıştı ama…

Bu seneki Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde tanışıp sohbet ettik Mehmet Güreli ile. Ben sinema yazarı, o da ilk uzun metrajlı filmini çekmiş bir yönetmen olarak orada bulunuyordu. Önümüzdeki günlerde izleme fırsatı bulacağımız Gölge, Peyami Safa’nın Server Bedii takma adıyla yazdığı Selma ve Gölgesi adlı romanın uyarlaması. Aynı anda hem dönem filmi, hem polisiye-gerilim, hem de kara film olmayı başaran ilgi çekici bir çalışma.

Mehmet Güreli’nin yönettiği Gölge

Gölge minimal bir film aynı zamanda. Başka türlü 40’larda geçen bir dönem filmi çekmek zaten imkansız Türkiye’de. Küçük çerçeveler kullanarak bu dezavantajın üstesinden geliyor film. Tarih algısını kılık kıyafet, dil ve iç mekan görüntüleriyle yönlendiriyor. Bu filmin sinema duygusunu biraz örselese de, kalitesini yükseltiyor.

Tarzına ve konusuna bakılarak 1940’lı yılların best-seller’ı denebilir Selma ve Gölgesi için. Ama Safa’nın uzun karakter çözümlemeleri, durum tahlilleri kitabı sıradan bir polisiye olmaktan çıkarır. Mehmet Güreli kitabı okuduğunda biraz ürkmüş, çünkü sinema için biraz zor bir metin olduğunu düşünmüş. Ama senaryo Kültür Bakanlığı’nın desteğini alınca hemen işe koyulmuşlar.

Mehmet Güreli’nin yönettiği Gölge

Mehmet Güreli bunca birikimine rağmen ilk filminde bir başkasının hikayesini anlatmayı tercih ediyor. İlle de kendi öyküsünü çekerek sinemaya başlamak isteyen, ortaya eciş bücüş filmler çıkaran kimi genç yönetmenlerin Güreli’nin bu konudaki komplekssizliğinden öğrenecekleri var. Bu konuyu açtığımda, bana şöyle yanıt veriyor Güreli: “Ne anlatırsan anlat sinemada, o sana mal oluyor zaten. Sinema üzerine fazla kafa yormadan giriştikleri için olabilir. Ben mesela sinemayı kendimden daha çok severim. Sinemayı o kadar saygın ve kutsal bir alan olarak kabul ediyorum ki, öykünün sinema içindeki yerini düşünürüm önce, bana mı başkasına mı ait olduğu ikinci plandadır.  Kimileri gibi ‘Ben geldim’ demek de çok önemli değil benim için.”

Bu büyük sinema sevgisi küçük bir çocukken bulaşmış kanına. Nasıl bulaşmasın ki, dayısı ünlü yazar, sinema sevdalısı Salâh Birsel’miş ve 11 yaşına kadar aynı evde yaşamışlar. Gizli gizli dayısının kitaplığını karıştırırmış, sinemayı o ara Fransızca bilmeden Fransızca dergilerden resimlere bakarak öğrenmeye başlamış Güreli.

Gölge, kolay tüketilebilecek bir film olmadığı için gişe rekorları kırmayacaktır. Ama Peyami Safa’nın eserlerinden bihaber olanlara güzel bir hatırlatma, sinema yapmak isteyenlere de doğru bir örnek teşkil edeceği de muhakkak. Paraya endeksli piyasa yüzünden televizyon filmlerine mahkum olan edebiyat uyarlamalarının sinema çıkarmasının bir habercisi olur belki de Gölge. Belki de nihayet bir Ahmet Haşim, Oğuz Atay uyarlaması izlemek mümkün olabilir sinema perdesinde…


Gölge
Yön: Mehmet Güreli
Oyn: Görkem Yeltan, Kaan Çakır, Serkan Ercan, Memet Ali Alabora, Zeynep Konan

Yazı ve Mehmet Güreli fotosu © Ters Ninja
Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin