‘Red Dead Redemption’ Oyunu Gerçek Bir Western Deneyimi!

Rockstar’ın yeni olayı Red Dead Redemption bomba gibi düştü oyun dünyasına. Üstelik bu defa sadece oyun dünyasına da değil. Bu oyunun sinema (görsellik ve hikaye) kalitesi ve oyuncuya sunduğu özgürlükler Guardian’da bile haber oldu.

Serdar Kökçeoğlu

Adım, John Marston. Vahşi Batı’nın evcilleştirildiği, insanların uygarlaşmayı savunanlar ve uygarlaşmak istemeyenler olarak ikiye ayrıldığı bir dönemde; değişimi savunmakla kalmamış, bilerek ve isteyerek değişmiş bir adamım.


Ruhu kendisinden daha pis kokan adamlarla takıldım ve beraberken çok hayırlı işler yapmadığımızı söylememe gerek yok herhalde. Bir gün artık hayatımı sırtımdan bıçaklanmayı bekleyerek geçirmek istemediğime karar verdim. Bir ev sahibi oldum, uygar bir kadınla evlendim.

Yeni hayatıma adapte olmakta gecikmedim ama eski hayatımın peşimi bırakmayacağını da biliyordum. Federal ajanlar, bir zamanlar birlikte takıldığımız leş kargalarını ele geçirmek istiyordu ve bunun için yapmayacakları yoktu. Düşünebileceğinizden daha kötüsünü yaptılar!

Karımı ve evladımı alıkoydular ve elime bir silah verdiler. Korkak döller oldukları için, ellerini kaynar taşların altına koyamadıkları için beni yolladılar onların peşine. Vahşi Batı’da eski dostlarımın en büyük düşmanıydım artık. Onlarla ne dost ne de düşman olmak isterdim.

Leş kargalarını bulmak ve sözde adalete teslim etmek hiç kolay olmayacak. Görevimi yerine getirene kadar, köhne kasabalarda ve çorak arazilerde gezmem, bir yandan da para kazanmam lazım.


Her ne kadar kanun sahiplerinin silahına dönüşmüş olsam da, yeniden kötü bir adam olmamam çok önemli. Masum insanları vurmaktan, sıkıntımı dağıtmak için avlanmaktan uzak durmam lazım.

Bazen sabahlara kadar at üstünde geziniyorum. Topraktan kötülük fışkırıyor. Yardım çığlıkları ve kötülüğün zaferini simgeleyen silah sesleri duyuyorum. Gidip kötülüklerin tepesine inmekle, amaçsızca gezinmek arasında bir karar vermekte güçlük çektiğim zamanlar oluyor.

Doğru söylüyorlar, Vahşi Batı değişiyor. Ama kötülüğün yerini daha uygar, daha sistematik bir kötülük alıyor gibi geliyor bana. İster at üstünde olsun, ister gürültülü bir trende, gece yolculukları hüzünlendiriyor beni. Ayışığı altında iyice çıplak gözüken manzaralar gerçekleri gizleyemiyor çünkü…

Rockstar‘ın yeni olayı Red Dead Redemption bomba gibi düştü oyun dünyasına. Üstelik bu defa sadece oyun dünyasına da değil. Bu oyunun sinema (görsellik ve hikaye) kalitesi ve oyuncuya sunduğu özgürlükler Guardian’da bile haber oldu. Bilgisayar oyunlarından oyun konsollarına giden yolda oyun dünyasının değişimine tanıklık ettik. Şimdi Red Dead Redemption gösteriyor ki, oyunlar da tıpkı Vahşi Batı gibi radikal bir şekilde değişiyor.

Nedir bu değişimi somut kılan? Mekanlar yapay değil, akıl almaz bir biçimde gerçekçi. Karakterleri bir yana bırakalım, figüranlar bile ‘suratsız’ değil, sizinle iletişime geçiyorlar. Ve Vahşi Batı’da her zamankinden daha serbestsiniz. Atınıza atlayıp kasabaları, çorak arazileri rüzgar gibi geçebilirsiniz.

Yine oyunlar var, yarışlar, çatışmalar… Şüphesiz adam öldürme kuralı yine karşımızda. Ama bu dünyada ilerlemenizi sağlayan oyunlar sıkıcı ve sıradan değil, her şey kitabına (filmine) uygun olarak hazırlanmış. Hikaye yapısına zarar vermeyecek şekilde zekice kurulmuş aşamalar bunlar.

Karakter gibi seçenek de çok. Biraz para kazanmak için ‘wanted’ posterlerine göz atabilir veya karşılıksız birilerine yardımcı olarak günü anlamlı kılabilirsiniz. Veya canınız bütün gün at üzerinde gezmek isteyebilir. Geceleri uyumak veya bir yerlerde içki yudumlamak tavsiye edilir; ama gece yolculuklarının da tadı bir başka. Eğer gündüzleri tembellik yapmayıp hayırlı işler yaparsanız da şöhretiniz yayılmaya başlayacak ve cebiniz para görecektir.

PS3’de deneyimlediğimiz Red Dead Redemption eşi benzeri olmayan bir ‘western deneyimi’. Türün filmleri ve çizgi romanları özel ilgi alanınıza giriyorsa, hayatınız bir daha eskisi gibi olmayabilir, uyarmadı demeyin. Bir Sergio Leone filminde, bir Wim Wenders karakteri gibi dolaşmak az şey değil. Çizgi romanlardan veya filmlerden eskisi gibi tat alamayacağınızı düşünüyorsanız da çok yanılıyorsunuz. Uzun süre oynadıktan sonra sıkı bir Ken Parker serüveni okumak, inanın cila gibi gelecektir. Bu deneyimin ardından tüm western ürünlerinizi daha çok seveceksiniz; tek ciddi problem, oyun oynamaya başladıktan sonra gün ortasında bastıran ata binme arzusu…

Akşam olsa da oynasak,
Rüzgar bizi çağırıyor.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin