Statham’sız “Transporter” (“Taşıyıcı”) Olur Mu Diyenlere: The Transporter Refueled

transporter_refueled
Taşıyıcı Frank Martin’in macerası The Transporter Refueled ile yeniden başlıyor. İlk üç filmden farklı bir çizgide seyreden filmde yan karakterlerin işlevi öncekilere kıyasla daha büyük bir öneme sahip. Jason Statham sonrası bir filmde Luc Besson elinden geleni yapıyor, fakat aynı etkiyi yaratır mı orası şüpheli.

MertMert Tanöz

Jason Statham aksiyon filmlerinin vazgeçilmez, vazgeçilmez olduğu kadar yeri doldurulmaz oyuncularından biri. Öyle ki rol aldığı filmlerde onun yerine geçecek birini düşünmek bile pek olası değil. Fakat Luc Besson bitmek tükenmek bilmez bir inatla, Statham gerçeğini reddederek onun yokluğunu doldurmaya çalışıyor. Transporter serisinin Frank’ini döndürmeye çalışan, Transporter: The Serie adlı bir dizi başlatan, bu da yetmezmiş gibi şimdi de The Transporter Refueled ile yeniden beyazperdeye yönelen Besson, dürüst olmak gerekirse umutsuzca çabalıyor.

Diziden pek memnun olmamış ki yeni film olan The Transporter Refueled’ın başrolünde yeni bir isimle, Ed Skrein’le yoluna devam ediyor. “Taşıma” işiyle uğraşan Frank’in kabul ettiği işle birlikte kendini aksiyonun içinde bulmasını işleyen film bu sefer diğer üç filmden farklı bir senaryo çizgisinde ilerliyor. Frank bu kez kendini beklenmedik olaylar içinden bulmuyor, aksine sürükleniyor. Güney Fransa’da fuhuş çetesi kurmuş olan Rus Karasov’un “kızlarından” Anna ve arkadaşlarının intikam planı içinde habersiz yer alan Frank, bu mücadelelerinde kızlara yardımcı oluyor.

Transporter-Refueled-trailer-900x546

Frank karakteri hem Statham’ın gidişiyle hem de vizyon filmlerinin yeni trendiyle birlikte etrafa küfürler savuran, saldırgan ve agresif bir hareketleriyle tehditkar görünen, isyankar karakterin yerini profesyonel bir asker, bir emir eri almış. Ama yine de espriler ve dövüş sahneleri aynı kalmış. Filmin tek farklı yanı olan “femme fatale” tarzı kadın savaşçı ekibi filme bir hareket katıyor. Yalnızca festival filmlerinin değil vizyon filmlerinin de daha eşitlikçi bir zihniyete doğru kaydığı şu dönemde böyle güçlü, kendi ayakları üzerinde durabilen ve kendi tercihlerini yapabilen karakterlerin her geçen gün artması sevindirici. Fakat hala kadınla erkek arasındaki eşitliği kadınlara yüklenen çocuksu yanları çıkararak sağlayabileceğine inanan algı fazlasıyla yetersiz kaçıyor. Film boyunca güçlü olan, kendi ayakları üstünde duran Anna ve arkadaşları, işlerin yoluna girmesiyle birlikte yelkenleri hemen suya indirince ve işin içine hemen bir seksapel, hemen bir aşk girince işin rengi değişiyor ve kadın yine o kalıplaşmış düşünceler ışığında şekilleniveriyor. Hem son aksiyondan önce hem de son aksiyondan sonra Anna’nın davranışlarındaki, karakterindeki değişiklik ve bir erkeğe bağlı olma mevzusu artık görülmemesi gereken bir düşün yapısının ürünü. Ve maalesef Luc Besson, Lucy’de kat ettiği yolun kadın erkek eşitliği açısından sanıldığı kadar da fazla olmadığını gösteriyor. Zira serinin mimarı olarak filmde onun sözünün geçtiği apaçık ortada. Kısacası her anlamıyla “yol”dan çıkmış.

The-Transporter-Refueled-17-300x192

Filmin aksiyonuna dair konuşmak gerekirse yapım bir reklam filmden farksız. İkinci filmle birlikte filme dahil olan ve desteğini sürdüren Audi’ye teşekkürlerini ancak bu kadar sunabilirdi bir film. Açıkçası kendimi sinema salonunda Top Gear (İngiltere versiyonu) izlerken buldum diyebilirim. Hani firma kendi bir reklam şirketiyle anlaşsa ancak bu kadar olur. Filmi beşer dakikalık parçalara ayırıp reklam niyetine oynatabilirler bile. Ve araba Audi olunca da haliyle filmin aksiyonu da arabanın zarar görmeyeceği bir düzeyde, ilk üç filmin çok altında bir seviyede seyrediyor. Sonuç olarak The Transporter Refueled eski filmleri aratan, başarılı sayılamayacak bir remake (yeniden yapım). Peki tutar mı, evet. Adındaki “Transporter” sözcüğü sayesinde gişede istediğini elde edecektir.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin