Stephen King’in fantastik sagası: Kara Kule

 Stephen King Kara Kulekaranlık ninja

Stephen King‘in Kara Kule serisi yirmi yıl süren bir yolculuğun ardından yedinci kitapla sona ermişti. Kara Kule, King hayranları için olduğu kadar, yazarın kendisi için de çok önemli şeyler ifade ediyor.


Stephen King’in gençlik yıllarına baktığımızda onun yazarlık macerasına ivme kazandıran iki şey göze çarpar. King’e geniş çaplı bir şöhret getiren Carrie / Göz  yazarın yazdığı altıncı roman olmasına rağmen yayımlanan ilk romanıdır. Bu roman tamamen  tesadüf eseri hayatta kalmayı başarmış bir eserdir.

Genç yazar King eski püskü daktilosunda yazmaya başladığı bu romandan bir hayır gelmeyeceğini düşünüp yazdığı ilk beş sayfayı çöpe atmıştır çünkü. Neyse ki karısı Tabitha King bu sayfaları çöpten alıp okumuş ve King’i bu romanı yazma konusunda cesaretlendirmişti; “Vazgeçme, sıkı bir şey olacak bu.” Bu, Carrie’yle birlikte ve King’in de hayatını kurtaran bir cümle olmuştu.

Bundan çok uzun yıllar önce gerçekleşen başka bir olayın ise King’e uzun vadede çok daha büyük bir etkisi olmuştur. Henüz bir yeniyetmeyken okuduğu bir yazar King’i yazmaya heveslendirdiği gibi, onun müptelalık yaratan “King tarzı”nın da oluşmasına önayak olmuştur. Ülkemizde de yayımlanan, ardından yakınlarda Will Smith’li sinema uyarlamasını izlediğimiz 1954 orijinal çıkışlı I am the Legend / Ben Efsane adlı kitabın yazarı Richard Matheson’dur bu isim. King, Matheson’un korkuyu en sıradan şehir hayatının yaşandığı banliyölere taşımasına çarpılmıştır. King bu özelliği yazdığı korku romanlarının hemen hepsinde kopyalamaktan kaçınmamıştır. Bu küçük ayrıntı King’in korku romanlarının bu kadar tutulmasının ardındaki sırrı da ortaya koyuyor aslında. İnsanlar fantastik ve hayali alemlerde değil, her gün içinde bulundukları ortamda geçen dehşet hikayeleriyle kendilerini kolaylıkla özdeşleştirmişlerdir çünkü. Bunun sonucunda da ölesiye korkmuşlardır King’in yazdıklarını okurken.

İşte tam bu noktada durup kendi söylediğim bir şeyi tekzip etmem gerekiyor! Çünkü buraya kadar söylediklerimden King’in yalnızca modern zamanlarda geçen romanlar yazdığı gibi yanlış bir izlenim doğabilir. Bu izlenim kesinlikle doğru olmaz çünkü kimilerine göre Stephen King’in en başarılı eseri kabul edilen ve 1982’den yana tam yedi kitaptır sürüp kendine tüm dünyada binlerce fanatik hayran edinen Kara Kule serisi tamamen fantastik ve hayali bir alemde geçmektedir. Üstelik korku değil, fantastik edebiyata dahil edilebilecek bir eserdir.

stephen king

KARA KULE’NİN TUTULACAĞINI SANMIYORDU
Kara Kule’nin ilk kitabı Silahşör yayımlandığında King aslında halihazırda, kendi deyimiyle bir “Bestsellersaurus Rex” idi. Ama yine de yedi kitap sürecek ve o güne kadar yazdıklarından tamamen farklı bir tarzda, türde ve tonda olan bu kitabın çok ilgi çekmeyeceğini, yalnızca fantastik edebiyat meraklılarını cezbedeceğini düşünüyordu. Bu yüzden Kara Kule: Silahşör’ün küçük ebatlı bir yayınevinden oldukça alçakgönüllü bir tirajla (500 imzalı özel edisyon, 20 bin normal baskı)  çıkmasını istemişti. Bu sayının yeterli olacağını düşünüyordu King. Ama Kara Kule: Silahşör bir sonraki kitap Hayvan Mezarlığı / Pet Semetary’nin ön sayfalarındaki “yazarın kitapları” listesinde yer alınca, nasıl olup da bu kitabı kaçırdıklarına anlam veremeyen binlerce azılı King hayranı şaşkınlıklarını üzerlerinden atar atmaz bu kitabın peşine düştüler. Ama bunlardan binlercesi kitabevlerinden eli boş çıktı. İlk baskılar tükenmişti. Aşka gelmiş bu kitle hem yayınevine, hem King’e müthiş bir baskı uygulamaya başladılar. King biraz bu dalganın hızını keser umuduyla bir 10 binlik baskıya daha onay verdi. Bu kitaplar da anında tüketildiği gibi yeni talepler de gelmeye devam etti.

Sırada hayranlardan gelen yeni protesto dalgası vardır. Kimi okurlar kitabın sınırlı sayıda basılmasına içerleyip kitabı okumayı reddetmeye başlarlar. King bu protesto hareketine binaen The Politics of Limited Editions / Sınırlı Edisyonlar Politikaları adlı uzun bir makale yazıp yayımlatır. Yine de bir süre sonra okurun dediği olur ve King, Kara Kule: Silahşör’ün büyük rakamlarda basılmasına onay verir.

TOLKİEN’DEN ETKİLENMEMEK MÜMKÜN MÜ?
King’e, Kara Kule ile yapılan en büyük eleştiri Tolkien’den fazlaca etkilendiği. Ama King, Kara Kule dizisini yazarken başta Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi olmak üzere Robert Jordan, Terry Brooks ve Stephen Donaldson gibi yazarların fantastik kurgularından etkilendiğini itiraf ediyor zaten. “Şövalyeler fikri, hayalgücünün sınırsızlığı, heyecanını hiç yitirmeyen uzun öyküler aklımı başımdan aldı. ‘Ben de böyle bir şey yazmak istiyorum’ dedim. Birinci öyküyü yazmaya başlarken ‘çok ama çok dikkatli olmalısın, yoksa Tolkien’in taklitçisi olup çıkarsın,’ dedim kendime.” King hedeflediğini başardı ve ortaya kesinlikle kendine özgü bir fantastik eser çıkardı.

Kara Kule’nin uzun soluklu hikayesinin kahramanları bir büyücüyü yakalamak için sürek avına çıkan silahşör Roland ve onun cesur yoldaşlarıdır. Kitaplarda yalnızca bu arayış sırasında yaşanan maceralı olaylar değil, Roland’ın ve yoldaşlarının geçmişleri, onların farklı zaman ve dünyalarda tanışmaları da hikaye edilir. Kara Kule hikayelerinin bir diğer önemli özelliği King’in diğer romanlarıyla yaptığı bağlantılar. Yazar pek çok romanında ve öyküsünde sık sık Kara Kule ve Roland’a göndermeler yaptığı gibi, buralardan aldığı karakterleri de Kara Kule hikayelerine monte ediyor. Yazar romanlarını bu şekilde birbirine bağlayarak kapalı devre bir King evreni kuruyor denebilir. 20 küsur yıldır Kara Kule dizisine gösterilen ilgiye bakılıırsa, King’in ipuçlarını büyük bir keyifle arayıp bulan okurları da böyle bir evrenin ziyaretçisi olmaktan hayli memnun.

Kara Kule Serisi

Silahşör – Kara Kule 1
Üçün Çekilişi – Kara Kule 2
Çorak Topraklar – Kara Kule 3
Büyücü ve Cam Küre – Kara Kule 4
Calla’nın Kurtları – Kara Kule 5
Susannah’ın Şarkısı – Kara Kule 6
Kule – Kara Kule 7

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin