ali-ulvi-uyanik2
ts-filesFoto©Ters Ninja

Sinema yazarlarına sorulmak üzere 10 soru hazırladık. Tümüyle Ters Ninja’ya münhasır 10 ilginç soru. Maksat elbette sinema yazarlarını daha iyi tanıyabilmek… The S-Files adını verdiğimiz bu dosyaların sekizincisini Ali Ulvi Uyanık için açıyoruz.

Nerede, ne şekilde, kiminle seyrettiğinizi hatırladığınız en eski film hangisi?

Sanırım, annem ve babamla, 5-6 yaşlarında, henüz yeni açılmış Fitaş Sineması’nda “On Emir – The Ten Commandments“.

Sinema yazarı olmasaydınız, ne yazarı olmak isterdiniz?

Doğa dergileri için dünyayı dolaşan bir yazar.

Hayatınızın sonuna kadar tek bir filmle idare etmeye mahkum edildiniz. Hangi filmi seçerdiniz?

Hiç tereddütsüz “2001: A Space Odyssey

Kendinize içlerinden hayali bir arkadaş seçme şansınız olsaydı. Hangi sinema karakterini seçerdiniz?

Star Trek“ten, o kusursuz mantığı ve soğukkanlılığından dolayı Mr.Spock olurdu herhalde.

Hangi sinema oyuncusunun görüntüsüne sahip olmak isterdiniz?

Bu da sorulur mu? Herkes Christian Bale olmak ister!

Hangi yönetmenle sıkı dost olmak isterdiniz?

Stephen Daldry

Hangi film gerçek olsun ve siz de içinde yer alın isterdiniz?

Sanırım bu dünyanın dışına savrulmak istediğimden, yine “Star Trek“.

Sinemayı sevmek için iyi bir neden söyler misiniz?

Ondan daha vefalı başka bir dost yok ve olamaz!

Sinemanın en kötü özelliği ya da en büyük zararı nedir sizce?

Uyuşturucudan beter alışkanlık yapması ; kötüsü de tedavisi imkansız!

Bugüne kadar gittiklerinizin içinde en sevdiğiniz sinema hangisiydi?

Çok var tabii ama Menemen’de bir yedeksubayken, sıcak – ıssız İzmir yazlarında, film hasreti çektiğimden her hafta ne gösterirse göstersin kendimi serinliğine ve loş ışıklarına teslim ettiğim kocaman Çınar Sineması‘nı asla unutamam.

1 YORUM

  1. Basılı bir mevkutede ilk sinema yazısı 1986 yılında yayımlanmış biri olarak, bu mesleği çok da istikrarlı bir biçimde sürdüremedim. Araya haberciliğin başka türleri ve televizyonculuk uğraşlarım girdi ve ta 2005 yılına kadar, 19 yıl boyunca ancak fırsat bulabildiğimde, çeşitli gazete ve dergilerde kesintili olarak sinema yazarlığı yaptım.

    O yüzden, pek çok meslektaş ya da sinemasever bu alandaki kıdemimizi ve emeklerimizi bilmiyor.

    2005 yılında Yeni Şafak sinema sayfasını kurduktan sonra da egemen bakış açısına ters görünen kimi film eleştirilerim ve sektör üzerine diğer bazı yazılarımla kısa süre içinde "lanetlendim".

    SİYAD çevresi, bütünüyle olmasa bile, acı verecek bir orandaki üye kesimiyle dışladı beni, yabani biri muamelesi yaptı. Halbuki, "herkesin her filmle ilgili üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri söylediği bir sinema yazarlığı dilinin bu ülkenin sinemasına ve sinemaseverlerine hiç bir şey kazandıramayacağını" savunup durmuştum ben… Rehklilik ve çeşitlilik mesleğimiz adına iyi birşeydi, ancak SİYAD bunu göremedi ve en popüler bazı üyelerinin kaleminden beni "faşist" ilan etti.

    İşte, bu süreçte, SİYAD üyesi olan üç tane "delikanlı adam"dan selam aldım, dostluk gördüm.

    Biri Landlord…

    Diğeri Sadi Çilingir…

    Üçüncü kişi de Ali Ulvi Uyanık…

    Beni, tuttuğum "takım" nedeniyle asla dışlamadılar, şahsıma ve yazılarıma karşı asla kaba davranışlar sergilemediler. Aksine yazdıkları yazılarda sık sık selamlar gönderip, yönettikleri medyaları ardına kadar açtılar görüşlerime…

    Pekiyi, benimle aynı siyasal görüşlere mi mensuplardı? Hayır, yalnızca demorakrat olmanın ne anlama geldiğini çok uzun zaman önce çözmüşlerdi.

    Sinema yazarlığı falan, fani işler bunlar… Akıl almaz renklilikte bir hayat yaşadım, dünya çevresinde 5 tur attım, sonra da döndüm yine evimde oturuyorum. Zamanı geldiğinde de son nefesimi verip bu dünyadan göçeceğim.

    Öte tarafta, Allah'ın melekleri, "Meslekî çevrenden memnun muydun yaşarken" dediklerinde, "Meslektaşlarımın büyük bir kesimi beni çok üzdü, ama aralarında üç tane farklı adam vardı" diyeceğim onlara, "O üç adamın sonsuza kadar cennette ve çok güzel koşullarda ağırlanmasını rica ediyorum. Onları bu tarafta da yanımda görmek ve sohbet etmek istiyorum. Ali Ulvi, Sadi ve Ege beyler… Beni lütfen kırmayınız."

    Yukarıda oldukça nüfuzlu dostlarım var, eminim beni kırmayacaklar ve cennette bu üç güzel adam için ayrı ayrı, evrenin en iyi projeksiyon sistemine sahip ferah feza sinema salonları inşa ettireceğim. Evrensel film arşivinden istedikleri filmleri izlemeleri için meleklere bir talimat vermeleri yetecek. Raftan o filmin ultra-high definition diski çıkartılacak ve projeksiyon için acayip bir cihaza takılıp IMAX'tan daha büyük bir perdeye yansıtılacak görüntüler. Tabii, bu arada bizimkilere izzet ikram da gırla olacak.

    Landlord'a fazladan bir de cennetin haftalık dergisi olan "Paradise Weekly"nin genel yayın yönetmenliğini düşünüyorum. O, şartları ne kadar iyi olursa olsun dergi yönetmeden duramaz, kuşe kâğıt kokusuna alışmış bir kez…

    Bu vesileyle, her üçüne de selamlarımı, sevgilerimi ve saygılarımı iletmek istedim.

    Bilsinler ki dostları Ali Murat onları çok seviyor.

CEVAPLA