Thom Yorke’a “apaçi” demeyen bir yazı: The King of Limbs – Radiohead

Geçtiğimiz hafta (Şubat 2011) Radiohead sekizinci stüdyo albümü The Kings of Limbs’i piyasaya sürdü. 2007 Ekim’inde çıkardıkları In Rainbows albümünü internetten “istediğin kadar öde” diyerek aslında bedava dağıtan grubun, bu albüm için de benzer bir “çılgınlık” yapması kaçınılmazdı.

Burak İşyar

Birkaç hafta önce heyecanla beklediğim albümler arasında Radiohead’in yeni albümünün bittiği dedikoduları var diye yazmıştım. Hemen o hafta Radiohead yeni albümün hazır olduğunu ve bir haftadan kısa bir süre içinde 19 Şubat’ta internetten 6 pound karşılığında download edilebileceğini açıkladı (In Rainbows’u indirenler ortalama 2.25 pound ödemişlerdi diye hatırlıyorum). Grup ikinci bir süpriz yaparak albümü bir gün önce, Cuma gününde internetten dağıtmaya başladı.

Günümüzde albümler piyasaya çıkmadan yaklaşık bir ay önce internete düşmüş (ya da bilinçli olarak sızdırılmış) olurken Radiohead’in bunu çok iyi bir şekilde gizlemiş olması grubun başarısı olduğu kadar müzik piyasasında edindikleri saygıyı da gösteriyor bence. Ayrıca pek çok grup albüm satmakta zorlanırken Radiohead için para ödemeye razı olan insanların çokluğu da ayrıca bir başarıdır; özellikle “mainstream” olmayan bir grup için.

Aslında Radiohead belki de 1997’deki OK Computer’den beri belli bir satış/beğeni kaygısı gütmeden istediği müziği yapıyor; kaldı ki OK Computer için bile grubun bir “mainstream” kaygısı olmadığını söyleyebiliriz. Bunun yanında geniş kitlelere hitap eden alternative rock grupları arasında yaptıkları müzik ile stadyumları doldurmak (Red Hot Chili Peppers, Muse, U2, vs.) gibi bir kaygıları da yok bence. Hatta bu yüzden grubun uzun bir süredir konserlerinde Creep’i çalmadığını düşünüyorum. Dolayısıyla da pek çok müzikseverin Radiohead’den yeni bir OK Computer albümünü boşa beklediğini düşünüyorum.

Bunları bilerek parasını zevkle ödediğim ve büyük bir heyecanla download ettiğim albümü iki haftadır aralıksız bir şekilde ve araya başka bir grup/albüm katmadan dinliyorum. Ve çok beğendim. Burada şarkılar hakkında bir yorumda bulunmayacağım. Ancak Thom Yorke’un office chart’ını takip eden ve arada internette bulduğum solo konserlerinde çaldığı bazı yeni şarkıları dinleyen birisi olarak, çok genel anlamda Kid A soundunda ve In Rainbows’un devamı bir albüm beni pek de şaşırtmadı. Ayrıca alternatif müzik dünyasına yeni/değişik şeyler sunma konusunda hiç bir çekincesi olmayan bir grup olduğu da malum Radiohead’in; örneğin albümle aynı anda çıkardıkları Lotus Flower videosu ve Thom Yorke’un “meşhur” dansı.

Aksak davul ritimlerinin ve yoğun basların üzerine ağırlıklı olarak synthler ve looplar üzerine kurulu 8 şarkılık en kısa albümünü yapmış Radiohead. Burada genel olarak eleştirmenlerin beklentisi yeni bir albümün daha çıkacağı: ya Kid A sonrası gelen Amnesiac gibi, ya da In Rainbows’a sonradan eklenen Bonus Disc gibi. Radiohead’in dört yıl aradan sonra böyle kısa bir albüm çıkartmış olması pek çok eleştirmeni hayal kırıklığına uğratmış. Ancak bu konuda benim hatırladığım kadarıyla, Radiohead bir süre önce artık albüm yapmayacağını, ancak arada bazı yeni şarkılarını piyasaya süreceğini açıklamıştı (bende böyle iki şarkısı var grubun). Bu konuda bir fikir değişikliğine gittiler mi henüz bilmiyorum ama elimizdeki albüm Radiohead sevenler için fazlasıyla tatmin edici olmalı.

Baştan sona çok beğendiğim bir albüm The Kings of Limbs. En çok sevdiğim şarkılar ise enstrümental Feral, albümün ilk videosu Lotus Flower, piyano ağırlıklı Codex ve kapanış şarkısı Separator. Hala dinlememiş olanlara şiddetle tavsiye ederim.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin