Mailler alıyorum. Çok az yazı yazıyorsunuz, diyorlar. Doğrudur. Yazdırmak, yazmaktan daha mutlu ediyor çünkü beni. Dergicilik, yayıncılık dürtüleri daha ağır basıyor demek. Oysa ben de daha çok yazmak istiyorum. “Uçan Adam Sabri Bey”in kalkış öncesi yaptığı gibi hırıltılı bir sesi takiben “Allah” ya da “Bana bir haller oluyor” diye haykırıp yazmaya koyulmak istiyorum.

Üstelik yazdığını ispatlamak uçtuğunu ispatlamaktan çok daha kolay. Bakın Sabri bey “Havada durdum, şahitlerim var!” diyor Esra Ceyhan’a yine de inandıramıyor. Benimse yazdıklarımı göstermem kafi. Ne yazdığımın, nasıl yazdığımın bir önemi yok nasıl. Cahiller bile gazetelerde yazabiliyor bu ülkede. Ama usta gazeteci Yılmaz Özdil’e göre bu durum doğal çünkü o gazetelerin çoğu gerizekalılar tarafından yapılıyor zaten Türkiye’de.

Böyle gazetelerin olduğu bir ülkenin siyasetçileri nasıl oluyor peki. Biri “Üç, üç, üç” diye gaza getiriyor evli çiftleri (…gösterdiğin amaçta…hiç durmadan üreyeceğime and içerim.) , diğeri “Eşcinsellik bir hastalıktır, tedavi edilmelidir” diye fetva veriyor. (Bknz: Engizisyon)

Ben daha çok yazarım yazmasına da… Sanırım yazma işine biraz ara verip, okumamız lazım. Çok okuyup az yazmak lazım. Çünkü okumadan yazanlar, kalp ameliyatına giren mahalle kasabı gibidirler. Siz ise ameliyat masasındaki hasta. Ama işi asıl vahim bir şekle sokan sizin kasabın ameliyata girmesini gayet doğal karşılamanız ve hiçbir itiraz da bulunmamanız.

Memleketimin Nathan Petrelli’si (kaderi benzemez inşallah!) Sabri Bey’e gelince…Hadi uçtu diyelim… Bizi kurtarır mı? Hem bana sorarsınız, hepimiz zaten uçuyoruz uzun süredir. Asıl ihtiyacımız olan artık ayaklarımızın yere basması.

Not: Sevabına sinema yapımcılarına bir tüyo. Hemen Heroes’un yerli versiyonunu çeksinler. Sadettin Teksoy, Dr. Xavier kıvamında bir karakter olsun ve üstün güçleri olan Türkler’i bir araya getirsin. Sağ kolu da Acun Ilıcalı olsun. Yetenek Sizsiniz yarışmasını zaten yetenekli insanları bulmak için başlatmışmış. Uçan Adam Sabri Bey, Beyin Yıkayan Adnan Hoca, Ruhlarla Konuşan Adam Medyum Memiş, gibi süper güçlere sahip karakterlerden bir ekip kurulur. Bu ekibi hükümet adına daha agresif, daha gizli görevlerde kullanmak için arayan karakteri ise Fatih Terim ya da S. Aliyye Kavaf canlandırsın mesela.

1 YORUM

  1. Daha önce Uçan Adam Sabri Bey’i ne duydum ne de gördüm. İlk kez seyrettim. Birden “Allah!” diye bağırıp kendini yerden yere atınca ödüm koptu. Gayri ihtiyari yerimden fırladım! Çok güldüm. Sonra Landlord’un

    “Yazmak istiyorum!” diyerek kendisini yerden yere atabilme ihtimalini düşündüm. Yok, gülmedim. Gerçekten. Gülemedim.

    Landlord yazdıklarında yerden göğe kadar haklı. Bizler günlük nafakamızın peşinde koştururken, ehil olmayan insanların hazırladıkları, pejmudelik akan görsel ve yazılı medya sebebiyle hipnotizma edilmişcesine duyarsızlaşmaya başladık. Hep birlikte günü birlik yaşıyoruz. Fark etmeyen, hayret etmeyen, hayal etmeyen, inançlarını yitiren, dünyadaki bütün zulüm ve çirkinlikleri dünya hali sayan, tepkisiz insanlar olma yolunda gün be gün ilerliyoruz.

    Landlord “Okumadan yazanlar, kalp ameliyatına giren mahalle kasabı gibidirler. Siz ise ameliyat masasındaki hasta. Ama işi asıl vahim bir şekle sokan sizin kasabın ameliyata girmesini gayet doğal karşılamanız ve hiçbir itiraz da bulunmamanız. “ demiş.

    Haklı… Fakat işte burada bir itirazım var. Landlord yaptığı işi iyi bilen yani işinin ehli, çok okuyan, fark eden, hayret eden, hayal eden, sorumluluklarını, insan ve hayvan haklarını bilen, haksızlıklara tepkili, isyankar, öfkeli, duyarlı, tedirgin ve yaralı biri. Okuyucusu üzerinde şöyle bir his uyandırıyor: Landlord bütün iktidar şenliklerinde, ateşe atılacak ilk kişilerden biri olduğunu sezse de, gene doğru bildiğini yapmaktan ve söylemekten geri durmayacak biri. Topluma sinmekte olan kirliliğe rağmen kendi olabiliyor, değerlerine sahip çıkabiliyor, bir dil, bir üslup tutturabiliyor, sadakatle, dirençle, yalnız kalacağını bilse de yoluna inançla devam edebiliyor. Tamam ama bu yetmiyor işte…

    Eğer Landlord’a mailler geliyorsa daha çok yazması için, bu mailler Landlord gibilerin yazılarına susuzluğun bir ifadesi olamaz mı? Haklı değiller mi? Biliyorlar ki Landlord çok okuyan, işini iyi bilen ve iyi biri, o halde daha çok yazması gerekiyor demek ki. Haklarını bilen biri, sorumluluklarını da bilmeli. Bildiklerini daha çok yazarak, hatta bilgisiz ve yetersiz gördüğü kişilerin işlerine talip olarak bildirme sorumluluğunu da hissetmesi gerekmez mi?

    Kimler Landlord’dan daha çok yazı istedilerse, çok haklılar. Bence “ Landlord daha çok yazı yazmalı, daha büyük kitlelere yazıları ulaşmalı” kampanyasının başlatılmasının tam zamanı. Artık birilerinin kalp ameliyatımıza mahalle kasabını sokmaması gerektiğini öğrenme vakti.

    Haklılar…Landlord daha çok yazmalı. Çok yazmalı.

CEVAPLA